Kadınların Fikir Kütüphanesi.

DOĞALLIK BOZULURSA BİR NESLİN SAĞLIĞI BOZULUR

0

DOĞALLIK BOZULURSA BİR NESLİN SAĞLIĞI BOZULUR

Hem bedensel hem de ruhsal sağlığımızın kalitesini ne kadar fonksiyonel beslendiğimiz belirliyor aslında… Her şeyin doğalı makbul; beslenmenin de doğumun da…. Doğal olmayan her şey sadece bugünü değil yarınlarımızı etkiliyor aslında..

Evet her şeyin başı sağlık.. Hem fiziksel hem de ruhsal sağlımız içinde gereken reçete belli aslında; doğaldan uzaklaşmamak…

Sağlıklı beslenmek kadar hayata pozitif bakabilmeyi bilmek de önemli.. Özellikle anneler ve anne adaylarının bu konuda çok hassas olmaları gerektiğini düşünüyoruz. Ve yeterli bilince ulaşmanın sağlıklı bir birey olmak ve sağlıklı bireyler yetiştirmek için gerekli olduğuna inanıyoruz. Sağlık konusunda merak ettiğimiz birçok soruyu Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş’a sorduk…

Geleneksel beslenmeye dönün. İşlenmiş gıdalardan, şekerden, glütenden ve tahıldan uzak durun diyen Aktaş

Dr. Ümit Aktaş Fitoterapi Uzmanı

Glüten intoleransından, hamilelik diyabetine, bebeklerde kolikten, mutlu yaşam sırlarına kadar keyifli bir söyleyişi gerçekleştirdik.

Öncelikle hamile beslenmesine dair merak edilen sorulardan başlayalım. Çölyak hastası ya da glüten intolerans ola hamileler nasıl beslenmelidir?

Bugün genetiğine müdahale edilmiş buğday, bütün insanlar için tehlikeli bir glüten yapısı içeriyor. Bu glüten de zaten hepimize zarar veriyor. Sadece çölyak ya da glüten intoleransı olan hamileler değil, tüm hamileler, bütün insanlar için de söylüyorum; muhakkak karbonhidratı, şekeri, glüten içeren gıdaları hayatlarından çıkartmalılar.

Hamilelerin bol bol sağlıklı yağlardan yemeleri gerekir. Çünkü beynin gelişmesi, hücre duvarının yapılabilmesi için bebeğe yağ gerekir.

Dolasıyla yağ yemeden bebeğin gelişimi tam ve sağlıklı olamaz. Sağlıklı yağlar ise zeytinyağı ve tereyağıdır.

Kilo almamak adına light ürünler yiyen hamileler görüyorum, bu son derece tehlikeli.

Hamilelikte diyabet de en çok korkulan durumlardan biri. Önlem için ne tür gıdalara ağırlık verilmeli?

Hamilelikteki hormonal değişiklikten dolayı hamileler diyabete eğilimlidir, insülin metabolizması bozulmuştur.

Bir nevi insülin direnci meydana gelir. Hamileler eğer karbonhidrat, şeker, tahıl içeren gıdalar ve yoğun meyveyle beslenirse kan şekeri yapısı daha çabuk bozulur ve diyabete eğilim artabilir. Bebeğin gelişimi için muhakkak bol bol protein almaları gerekir ve bol bol çiğ sebze yani salata ve ev turşusu, ev yoğurdu, ev sirkesi gibi fermante gıdaları tüketmeleri gerekir.

Özellikle “ev” ürünü olmasını vurguluyorsunuz…

Evet, çünkü hazır sirke ve yoğurt probiyotik değildir. Hazır yoğurtlar, sirkeler endüstriyel ürünlerdir. İnsan sağlığı için faydalı değildirler. Ev usulü mayalanmış yoğurt ve sirkeler gerekli. Hazır satılan probiyotik yoğurtları da tavsiye etmiyorum. En iyi yoğurt ev yoğurdudur.

Yağlarla ilgili özellikle zeytinyağı ve tereyağı dediniz. Peki ya diğer yağlar?

Yağlarla ilgili bir tek prensibimiz var, eğer yağ kimyasal rafinasyon işleminden geçiyorsa o yağ insan sağlığı için zararlıdır. Ben her zaman geleneksel ve lokal beslenmeyi savunuyorum. Köy tereyağı ve hakiki Türk zeytinyağını tavsiye ediyorum. Ancak zeytinyağı da erken hasat ve soğuk sıkım zeytinyağı olmalı. Riviera tüketilmemeli çünkü bu yağ zeytinyağı değildir. Zeytinyağı elde edildikten sonra arta kalan rafinasyon işleminden geçirilmesiyle elde edilen yağdır. Zeytinyağının özelliklerini taşımaz. İçinde antioksidan maddeler yoktur; tam tersine trans yağlar bulunur. Aslında zeytinyağı pet şişe yede açık renkli şişeye de konulmaz. Çabuk okside olup bozulan bir yağdır. Üretimi yapıldıktan sonra üzerine azot basılır ve ışıktan korumak gerekir. Bu yüzden yarım litrelik ya da bir litrelik paketlerde kısa sürede tüketebileceğiniz kadarını almalısınız. Azot sağlığa zararlı değil mi diye soranlar oluyor, soluduğumuz havanın da çoğunluğu azottur.

Früktoza dönecek olursak, nasılsa yararlı deyip de günde 5 porsiyon meyve yenilebilir mi?

Hayır. Günümüz şehir yaşamı koşullarında ideal ne kadar azsa o kadar iyidir. Eğer hamileler doğal, ilaçlanmamış, yerli tohum mevsim meyvesi bulabiliyorlarsa günde bir meyve yiyebilirler. Fazlasını önermememin nedeni ise früktozun fazla alındığında kara ciğer yağlanması yapmasıdır. Siz şekeri ne olarak alırsanız alın, ister tahıl, ister tatlı, isterseniz de çay şekeri olarak şeker vücutta glikoza ve früktoza parçalanır. Glikoz akut enerji olarak kullanılıyor, früktoz ise karaciğere gidiyor. Karaciğerde trigliseride çevriliyor buda karaciğer yağlanması yapıyor. Ardından iç organ yağlanması ve damar tıkanıklığına neden oluyor. Kan yağlarını yükselten bir numaralı şey şekerdir. Kalp hastalıklarının da bir numaralı sebebi kan şekeridir; kolesterol değildir. Eğer doğru besleniyor ve kan şekeri oranı normalse zaten kolesterol vücut için gerekli bir maddedir. Beynimizin %40’ı kolesterolden oluşur. Bu yüzden de kolesterol düşürücü ilaçlar unutkanlık yapar. Son olarak da maalesef en fazla tarım ilacı barındıran gıda meyvedir. Yediğiniz her meyve ile vücudumuza fazla miktarda tarım ilacı alıyorsunuz. Alışveriş yapmadan önce çok iyi araştırmak gerekiyor.

Hamilelikte gribal enfeksiyona yakalandığında ilaç kullanırken çok temkinli olmak gerekiyor. İlaç yerine ne tavsiye edersiniz?

Gripten korunmanın en doğal yolu mevsiminde beslenmedir. Bu doğayla uyumlu yaşamak demektir. Örneğin kışın kereviz yersiniz, kereviz toprağın altında kocaman bir yumru büyütür, toprağın üstünde bir kaç yaprağı vardır. Günyüzü görmez, -10 derece toprağın altında nasıl büyüyeceğini bilir ve bu soğuğa, ışıksızlığa dayanacak maddeleri üretir. Yediğinizde sizde vücudunuza o maddeleri alır, soğuğa nasıl dayanacağınızı öğrenirsiniz. Beslenme, canlılığın aktarılmasıdır. Eğer kışın kış hastalıklarından yazın yaz hastalıklarından korunmak istiyorsanız mevsiminde beslenmelisiniz. Kışın “Ah ne güzel domatesler” deyip bunları tüketirseniz vücudunuzun ritmini bozarsınız. Ayrıca kışın çiğ soğan, ev yoğurdu, ev turşusu, ev sirkesi tüketmenizi öneririm. Japonlar yaptıkları çalışmada şalgam suyunun grip virüsünü öldürdüğünü buldular. Hamilelerin hepsine tavsiye ediyorum, her gün bir porsiyon turşu tüketin, kök hücre ve kolajen sağlayan paça çorbası için. Tüm bunları yapmanıza rağmen yine de grip olabilirsiniz, bu viral bir hastalıktır. Öncelikle dinlenin, bu bir numaralı ilaçtır. Hiç bir zaman antibiyotik kullanmayın, viral bir hastalık olduğu için tedavide yeri yoktur.

İstirahat ederken kendinize bitki çayları hazırlayın. Bir tatlı kaşığı ıhlamur, birkaç karanfil tanesi, ikişer parmak büyüklüğünde ayva ve elma kabuğu ve bir boğum kök zencefili kaynar suyun içinde 10 dakika demleyin. Her gün 3-4 bardak için, bu çabucak toparlanmanızı sağlar.

Emziren annelere özel sütü arttıracak bir çay tarifi paylaşabilir miyiz?

Emziren annelerde sütün artmasının bir numaralı yolu, annenin emzirmek istemesindir. Anne bol su içmeli, protein ve yağ tüketmeli. Halk arasında inanıldığı gibi şekerli, karbonhidratlı gıdalar sürü arttırmaz. Birer tatlı kaşığı rezene, anason ve kuru ısırgan otunu bir bardak sıcak suda 10 dakika kadar demlendirip içebilirler. Hem sütü arttırır hem de kendi ve bebeğin gazını giderir.

Kolik problemi yaşayan bebekleri anneleri nasıl beslemeliler, dışardan ilaç  takviyesi almaları gerekir mi?

Kesinlikle değil. Bebek anne karnında hiç bir şey yemediği için doğduktan sonra dışarıdan beslenmeye başlayınca doğal olarak kolik olur. Emzirmek koliği önler çünkü anne sütü hem prebiyotik hem de probiyotiktir. Annenin içeceği anason, rezene ve ısırgan otu çayı yine son derece etkilidir.  Bir de bebeğin karnına zeytinyağı ile düzenli masaj yapmak ve karnını sıcak tutmak yardımcı olur. Masaj hem anne ve bebek arasındaki bağı kuvvetlendirir hem de bebeğin koliğini azaltır.

Kaloriye takıntılıyız, önemli olan kalori hesabı mı yoksa o kalorinin neden geldiği mi?

Doğum sonrası çabuk kilo vermek için yine aynı vurguyu yapacağım, normal doğum yapmanız gerekir. Vücudun bir hormonal dengesi vardır, normal doğum yaparken ve sonrasında süt vermek için salgılanan hormonlar annenin aynı zamanda sıkılaşmasına, rahminin eski halini almasını ve fazla yağ dokusundan kurtulmasını sağlar. Bunun yanında dengeli beslenmek çok önemli. Az önce bahsettiğim hamilelik tipi beslenme sonrası için de geçerli. her vücudun ihtiyacı farklıdır, vücudunuzu tanımalı  ve kararında yemelisiniz. Bebeği de yanına alıp düzenli yürüyüş yapmak çok önemlidir.

Kalori günümüzün en büyük problemlerinden maalesef…

Şekerden, proteinden ya da yağdan gelen kalori birbirinden farklıdır; kıyaslayamazsınız. Örneğin 1 gram şeker 4 kaloridir,1 gram yağ 9 kaloridir. Öte yandan glisemik indekslerine baktığımızda da en yüksek glisemik indeks karbonhidrattadır, en düşük ise protein ve yağdadır.  Örneğin sabah kahvaltısında bir gün tam buğday ekmeğiyle yağsız peynirli tost yapın, diğer sabah da bol tereyağına 2 tane yumurta kırıp yiyin. İkisinin de kalorileri aynı ancak glisemik indeksleri farklıdır. Tostun ardından 2 saat sonra acıkırsınız, diğer menüdeyse çok daha uzun süre tok kalırsınız. Burada problem kalori değil , glisemil indeks. Kalori hesabından kurtulmanız gerekiyor. Asıl önemli olan siz ne yiyorsunuz, nasıl besleniyorsunuz sorusudur. İşte fonksiyonel beslenme budur.

 

Yorumlar
Yükleniyor...